Afrika Sağlık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi

COVID Aşı Geliştirme Sonuçları Yolda; Ancak Bilim İnsanlarının Endişeleri Artıyor

14.10.2020

Araştırmacılar politik sebeplerden yahut halkın beklentilerini karşılama amacıyla aceleye getirilen aşı üretiminin güvenlik testlerinden geçemeyebileceği konusunda uyarıyorlar.

Yürütülmekte olan aşı testleri ile bir sonraki ay kayda değer sonuçlar duyurulabilir. Fakat olumlu beklentilerle birlikte aşının güvenlik testlerinden geçememe ve bu durumda da onay sürecinin siyasi faktörlerden etkilenme ihtimali araştırmacıları korkutuyor.

Bir süre önce, Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca’nın umut vadeden aşısı 6 günlük durdurma sürecinden sonra tekrar incelemeye alındı.  Durdurulan aşının testleri Güney Afrika ve Brezilya’da devam ederken ABD’de FDA henüz çalışmaların yeniden başlatılması için onay vermedi. Sponsorlar aşı çalışmasının durdurulması ve sonrasında devam etmesi hakkında çok az detay paylaştı. Bazı bilim insanları bu konudaki şeffaflığın yetersiz olmasının halkın güvenine zarar vereceğini öngörüyor.

Olayın arka planında ise siyasilerin gelişmelere el atması sebebiyle aşının, işe yaradığının yeterli kanıtları olmadan piyasaya sürülme ihtimali korkutuyor. ABD başkanı Donald Trump da kasım seçimlerinden önce aşının hazır olmasını istediğini belirtti.

Faz 3 aşı çalışmalarının arkasındaki en önemli üç ilaç şirketi (AstraZeneca, Pfizer ve Moderna) geçen hafta endişeleri bir nebze yatıştırmak amacıyla testleri nasıl yaptıklarına dair belgeler yayınladı.

Bu belgeler güvenlik ve başarı için yapılan kıyaslamaları ve halka daha önce açıklanmayan ayrıntıları içeriyor. Ayrıca şirketlerin hızlı sonuç almak adına testleri erkenden sonlandırabilme ihtimalini açıklıyor.

İşte bilim insanlarının yakından inceledikleri üç alan:

Güvenlik ve Şeffaflık

6 Eylül’de medyada yayınlanan, Oxford aşı denemelerinin bir katılımcıda yan etki göstermesi sonucu durdurulması haberleri hakkında araştırmacılar başlangıçta çok fazla endişelenmemişlerdi. Araştırmacılar, aşı çalışmaların Birleşik Krallık’ta devam etmesine izin verilmesini göz önüne aldıklarında Oxford aşısı ilgili durumun klinik ilaç çalışmalarında yaygın görülebilen ama tedavinin başarısını etkilemeyen adverse reaksiyonlar sebebiyle olabileceğini söylediler.  

Bazı medya kuruluşlarının haberlerine göre katılımcıda Miyelit (omurilikteki bir tür iltihaplanma) görüldüğünü belirtti fakat AstraZeneca ve Oxford Üniversitesi katılımcının durumu hakkında açıklama yapmadı.

Bazı bilim insanları özellikle yan etki sebebiyle ikinci kez durdurulmanın yaşandığı ortaya çıkınca yayınlanan bilgi eksikliğini eleştirdi. Temmuz ayında katılımcılara verilen bilgilendirmede denemelerin daha önce bir katılımcıda Miyelit belirtileri geliştiğinde durdurulduğu belirtiliyordu. AstraZeneca, daha sonra bir katılımcının daha Miyelit tanısı aldığını söyledi ve bağımsız bir araştırmacı grubu durumun aşıyla alakasız olduğuna karar verdi. Ancak ne şirket ne de Oxford Üniversitesi iki katılımcının aşı mı yoksa plasebo mu aldığını henüz açıklamadı. New South Wales Üniversitesi’nde epidemiyolog olan Raina MacIntyre görece az sayıda katılımcı sayısı düşünüldüğünde, iki kişide Miyelit gelişmesinin dikkate değer olduğunu söylüyor. “Bir başka vaka daha ortaya çıkarsa araştırmanın devam etmesi çok zor olacaktır.” diye de ekliyor.

MacIntyre, viral enfeksiyonların da Miyelit’e neden olabileceğini vurguluyor. Miyelit’in COVID-19’lu kişilerde de gözlemlendiğini söylüyor. FDA’nın, Korovirüs aşı klinik çalışmalarında görülen Myelit’in aşıya mı viral enfeksiyona mı bağlı olduğunu anlamak için istatiksel analizler yaparak, denemelere devam edip edilmeyeceğine karar vermeyi planlanıyor olabileceğini ekliyor.

Avusturalya’da Bon Üniversitesinde kanıta dayalı tıp üzerine çalışan Hilda Bastian, denemelerin niçin durdurulduğu ve daha sonra niçin tekrar başlatıldığı hakkında daha fazla bilginin halk ile paylaşılması gerektiğini söyledi. Bastian’a göre tedavi sponsorlarında şeffaflığın eksik olması endişe veriyor. Bu durum bazı katılımcıların çekilmesine veya insanların aşı onaylandıktan sonra aşıyı istememelerine neden olabilir. “İnsanların, bir miktar hızlı ilerleyen aşılar hakkında güven duymasına gerçekten ihtiyacımız var.”

AstraZeneca ve Oxford şeffafllık ve çağrılarla ilgili sorulara cevap vermedi ancak AstraZeneca CEO’su Pascal Soriot, 24 Eylül’de Dünya Ekonomik Forumu’nun ev sahipliği yaptığı panelde klinik araştırma kılavuzlarının gizliliklerinden ve çalışmanın bütünlüğünden ödün vermemek için katılımcılarla açıklamayacaklarını bildirdi.

Siyasetin rolü

Koronavirüs aşılarına halkın güveni, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde, siyasi liderlerin aşı gelişimini hızlandırması için yürütülen programları sık sık dile getirmesiyle daha çok sarsılıyor. Bu söylemin ortasında, Washington DC'deki Pew Araştırma Merkezi 17 Eylül'de yaptığı açıklamada, anketlerde, COVID-19 aşısı bulunursa aşı olacak ABD'li yetişkinlerin oranının %72'den (Mayıs) %51'e (Eylül) düştüğünü söyledi. Eylül ayında ankete katılanların dörtte üçü, Amerika Birleşik Devletleri'nin, güvenliği ve etkinliği sağlam bir şekilde kanıtlanmadan bir aşıyı onaylayacağını düşünüyor.

Bunlar aşı konusunda alışılagelmiş şüpheciler değil: Aşı tasarımına ve testine dahil olan araştırmacılar bile, onay sürecinin sadece bilimsel değil, politik kaygılar tarafından yönlendirilebileceği potansiyeli nedeniyle çekincelerini dile getirdiler. Lexington, Kentucky'deki Berry Consultants modelleme ve simülasyon direktörü Kurt Viele, "Çocuklarıma aşı yaptırmadan önce güvenlik verilerine bakacağım" diyor.

Aşılara olan güvensizlik Amerika Birleşik Devletleri ile sınırlı değil. Brüksel'deki Avrupa Halk Sağlığı İttifakı grubunun politika yöneticisi Yannis Natsis, Avrupa'da, aşı tedariki konusunda şirketlerle yapılan kapalı kapı müzakerelerinin aşı konusunda tereddüt yarattığını söylüyor. "Aşıların adını kötülemek istemiyoruz, aşılara olan güveni savunmak istiyoruz ancak inanılmaz bir şeffaflık eksikliği var." diyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nde, acil ihtiyaç duyulan tedavileri hızlı bir şekilde izlemek için kullanılan bir prosedür olan- FDA Acil Durum Kullanım İzni (EUA)- endişenin bir parçasını oluşturuyor. EUA, olağan ilaç onay süreci yerine “etkili olabilirlerse” tedavilerin kullanılmasına izin veriyor. New Hampshire, Hanover'deki Dartmouth College'da sağlık politikası okuyan Herschel Nachlis, belirsizlik olması ve durumun şeffaf olmamasıyla, potansiyel olarak siyasi etkinin ortaya çıkmasına yatkın olduğunu belirtiyor.

Varsayılan COVID-19 tedavilerine ilişkin iki kararı EUA- sıtma ilacı hidroksiklorokin ve hastalıktan iyileşmiş insanlardan alınan antikor açısından zengin kan plazması infüzyonları- siyasi müdahale endişelerini arttırdı. Trump, her iki tedaviyi de savundu ve ikisi de klinik araştırmanın altın standardı olan büyük, randomize, çift kör denemelerde etkinliği ortaya konmadı. Hidroksiklorokin EUA, klinik araştırma verilerinin COVID-19 ile hastaneye kaldırılan kişilerde etkili olmadığını gösterdikten sonra iptal edildi. Plazma Acil Durum Kullanım İzni kararı, Trump'ın siyasi partisi tarafından düzenlenen büyük bir kongreden bir gün önce ilan edildi.

Bu nedenle, şirketler geçen hafta önde gelen üç aşı adayı için klinik deneme protokolleri yayınladığında, araştırmacılar ayrıntıları hızlıca gözden geçirdiler. Georgia, Atlanta'daki Emory Üniversitesi'nde biyoistatistik uzmanı olan David Benkeser, protokollerin genel olarak oldukça normal göründüğünü söylüyor. Ancak Benkeser, bir özelliğin öne çıktığını söylüyor. Pfizer protokolünde, araştırmanın güvenliğini izlemekle görevlendirilen harici uzmanların ara verilere diğer iki şirketin belgelerinde olduğundan daha sık değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Bu, deneye katılan sadece 32 kişiden veri topladıktan sonra erken sonuçların bir analizinin gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor. Çalışmalar bu şekilde devam ederse ABD seçimlerinden önce aşı sonuçlarının analizi gerçekleşebilecek.

Analizlerde, aşının bu küçük örneklemde enfeksiyonları azaltmada başarılı bir şekilde etkili olduğunu tespit ederse, deneme durdurulabilir ve şirket EUA onayı için başvurabilir. Lexington, Kentucky'deki Berry Consultants modelleme ve simülasyon direktörü Kurt Viele, aşının o erken aşamada FDA'nın standartlarını karşılayacak kadar iyi çalıştığını göstermek mümkün olsa da aşının güvenliğini anlamak için uzun vadeli gözlemler için yeterli olmadığını söylüyor. Aşının bağışıklığı ne kadar süreyle sağladığını anlamak için üç ayın da çok kısa olduğunu belirtiyor. Pfizer, klinik araştırma tasarımının arkasındaki mantık veya aşı araştırması erken durdurulursa aşı güvenliğini nasıl izlemeye devam etmeyi planlandığı hakkındaki sorulara yanıt vermedi. Viele, deneme erken durdurulsa bile şirketin güvenlik verilerini toplamaya devam etmesi ve endişeli halkı rahatlatmak için güvenlik verilerini paylaşır hale getirmesi çok önemli olacak diyor.

Aşı hedefleri ve etkinliği

Düzenleyiciler, önde gelen üç aşıyı onaylasalar bile araştırmacılar, aşıların halkın beklediği gibi yapılamayabileceği konusunda uyarıyorlar.

AstraZeneca, Pfizer ve Moderna protokolleri, aşı çalışmalarının, hastane yatışı gerektiren ve ölümle sonuçlanabilen ağır hastalık vakalarını değil, semptomatik COVID-19 vakalarını azaltıp azaltmadığını test etmek için tasarlandığını ortaya koydu. MacIntyre ve diğer araştırmacılar, aşıların ağır hasta sayısı ve ölümü azaltıp azaltmadığını test etmenin daha iyi olacağını söylüyor. Bir aşı ciddi komplikasyon riskini başarılı bir şekilde azaltabilirse, o zaman virüsün aşılanmış kişiler üzerinde soğuk algınlığına benzer bir etkisi olabileceğini de belirtiyor. Yeni Zelanda Auckland Üniversitesi'nde biyoistatistikçi olan Thomas Lumley, bir aşının ağır COVID-19 insidansını azaltıp azaltmadığını belirlemek için daha fazla katılımcıya ve zamana ihtiyaç duyulacağını söylüyor. Mevcut aşı çalışmalarının, aşıların virüsün sebep olduğu herhangi bir enfeksiyonu ile ağır enfeksiyonu önleyip önlemediğini test etmesi gerekmektedir.

Aşı şirketleri, aşılanmış kişilerin FDA kılavuzuna göre başarılı sayılan oran olan en az %50'sinin semptomatik COVID-19’a yakalanmasını durdurmayı hedefliyorlar, ancak %60 veya daha yüksek bir etkinlik umuyorlar. Lumley, aşıdan yeterli miktarda bağışıklığa ulaşmak için %60'ın bile yeterli olmayacağını söylüyor. MacIntyre, bu hedefe ulaşmak için, aşıyı herkesin olmayacağı gerçeğini hesaba katarak, en az %80 etkili bir aşının olması gerektiğini söylüyor. Lumley, yine de nüfusun büyük bir bölümünü bu aşılardan biriyle aşılamanın, maske takma ve temas izleme gibi diğer müdahalelerle birlikte virüsün yayılmasının kontrol alınması adına epeyce yol kat edileceğini söylüyor. “Mütevazı derecede etkili bir aşı gerçekten çok yardımcı olur” diye de ekiliyor.

Kaynak: Mallapaty S, Ledford H. COVID-vaccine results are on the way — and scientists’ concerns are growing. Nature.2020. doi: 10.1038/d41586-020-02706-6